Pirim ya da ek pirim olarak bildiğimiz şey aslında sözlükteki anlamı gibi işverenin işçiyi ödüllendirmek ve iş yapma isteğini arttırma amacı ile verilen para olarak bilinir. Bunun haricinde bir diğer anlamı ise, sosyal sigorta yasasına bağlı olan işçilerin işverenlerini Sosyal Sigortalar Kurumu’na ödemesi zorunluluğu olduğu belli bir ücretin yüzdesi ile belirlenen paraya da prim denir.

Diğer bir anlamı ise, pay ve senetlerin asıl fiyatı ile piyasa fiyatı arasındaki artışı da nitelendirmesine de prim denmektedir. Prim, oldukça geniş yelpazeye sahip birbirleri ile bağlantılı çok fazla anlama sahiptir. Ek pirim bilenen primle yine aynı anlama gelmektedir. İşverenlerin işçilerine işlerine özendirme ya da ekstra çalışma süresinden dolayı ödemiş olduğu paraya denir. Prim ya da ek prim anlamları bakımından aynıdır.

Ekonomik açıdan bakacak olursak primi beş madde altında özelliklerine ya da alanlarına göre tanımlamak mümkündür. Bu maddelerin birincisi olan normal ücret veya gelirin dışında işveren tarafından işçiye ödenen gelir ya da bağış veya ikramiye ile işverenin işçiyi ödüllendirmesi ile adlandırılan bir ücret olarak bilinmektedir.

 Bu durum aynı zamanda işverenin isteklerine ve değerlendirmesine bağlı olacağı gibi sözleşme gereği de olabilir. Örneğin, gece vardiyasına kalıp çalışan bir işçiye maaşı haricinde ödenen para bu madde altına girmektedir.

Bir diğer olan ikinci maddede ise, ihracatçıların bir ülkeye kazandırmış olduğu her bir döviz başına devlet tarafından sağlanmış olunan ilave gelire yine pirim denir.  Ve bu sayede devlet o ülkenin döviz gelirlerini yükseltmek için özendirici bir nitelik taşımaktadır.

 Üçüncü madde olan bu maddede ise, bir tür mağaza gibi yerler ya da market gibi yerlerde satışları artırmak için işverenin işçiye satmış olduğu ürün veya ürünler sayesinde, hediye veya eşya gibi ya da kuponlar gibi benzeri özendirme niteliği taşıyan ödüllendirmek için verilmesine de pirim denmektedir. Buda yine işçinin işteki başarısını arttırmasına olanak sağlamaktadır.

 Dördüncü maddede ise prim, iskonto olarak örnek verilebilir. Yani, vadeli döviz kurunun kur üzerindeki yükselişi durumunda bu kurun farkını ifade etmesi anlamına gelmektedir.

Son olarak beşinci maddede, sigortacılıkta sigortalanan kişi, sigorta sözleşmesi karşılığında yapmış olduğu düzenli ödemelere pirim denmektedir. Bu ödediği primler sayesinde emeklilik ve emekli maaşında artış olanağı imkanı sunmaktadır. Bu beş maddeden anlaşılacağı gibi primin birçok benzeri alanda kullanımı mevcuttur.

 

Maaşa Ek Olarak Alınan Primler

Maaşa ek olarak alınan primler, yukarıda bahsedilenler üzerine verilen beş maddenin altında yer almaktadır. Çalışan kişinin mesaiye kalması ile işverenin işçiye maaş hariç ödediği ekstra bir para olarak bilinir. Bu durum ek prim olarak da bilinmektedir. Maaşa ek olarak verilen primler sayesinde hem işverenin ekonomik açıdan işlerine yarar sağlamakta, hem de işçinin ekonomik açıdan olanak sağlar.

İşçilerin işe daha fazla odaklanmasına ve işlerinde daha istekli olmalarına fayda sağlamaktadır. Yukarıda bahsedilen beş maddenin altında verilen prim açıklamalarının birinde geçen konu olan, satıcının sattığı mal üzerinden işveren tarafından o satıcıya verilen kupon ya da hediye çekleri ile satıcının işteki iş potansiyelinin artmasına neden olması da bu kapsama dahildir.

Maaşa Ek Aldığınız Primleriniz SGK’nıza Yansımıyor Mu?

Çalışanlar aldıkları maaşların fiyatına göre işveren tarafından SGK’ya ödenmektedir. Bu yatırılan primler sayesinde işçinin emekliliği yani geleceği de bir bakıma garanti alınmaktadır. Ve işçilerin yatırılan bu primler doğrultusunda emekliliğinin dolmasına olanak sağlamaktadır. Kanunlar doğrultusunda işçi ve işveren arasında ilişki de eşit olarak hakların korunması sağlanmaktadır.

İş kanunu sayesinde bu haklar adaletli ve hukuksal açıdan oldukça şeffaf bir şekilde ilerlemektedir. Bu primler ile belirlenen emeklilik veya sağlık güvenceleri çeşitli kanunlar ve anayasal tarafından yürütülmektedir. Bu doğrultuda SGK primlerine tabi tutulan ve tutulmayan primler mevcuttur. Çocuk parası, huzur hakları, kıdem tazminatı, ücret avansları, aile yardımı, ihbar tazminatı ya da ihbar tazminatı gibi birçok kazançlar SGK ile tabi tutulmayan ve bir ilişkisi bulunmayan kazançlardır. Dolayısı ile bu gibi kazançlar SGK’ya tabi tutulmamaktadır.

Fakat, asıl ücret, fazla mesai ücreti, ek görev ücreti, yıpranma tazminatı, izin harçlığı, yıllık izin ve mazeret izni ya da her türlü ikramiye veya her türlü primler ve gece zammı ve vardiya primleri gibi birçok benzer nitelik taşıyan primler SGK’ya tabi tutulan kazançlar olmaktadır.

SGK’ ya tabi tutulan kazançlar arasında geçmesinden dolayı maaşa ek alınan primler yani en bilindik adı ile ek primler, haliyle SGK’ya yansımaktadır. İşçinin çalıştığı dönem boyunca, geleceğini ve sağlığını güvence altına alması bakımından bu primler oldukça büyük önem taşımaktadır. Sadece işçinin maaşına ek olarak aldığı ek primler değil aynı zamanda bayram harçlığı, askerlik yardımı ve sünnet yardımları gibi yardımlar ve harçlıklarda SGK’ya tabi tutulan kazançlar arsında yer almaktadır.

İşçi koşulsuz bir şekilde işini yapabilmesi ve işine özen duyması açısından sadece anlık ekonomik iyilik değil. Aynı zamanda geleceğine katkı sağlayacak ekonomik iyiliklere de önem vermektedir. Aldığı primler hem şimdiki zaman diliminde hem de gelecekteki zaman diliminde işçiye olanak ve fayda sağlayacak olması gerekmektedir. Bu sebeple hazırlanan kanunlar doğrultusunda işverenlerin maaşa ek olarak verdiği bu primlerin SGK’ya yansıması işçiye oldukça fayda sağlamaktadır.